5. Genellikle belirsizlik olan durumlarda korku oluşmaktadır. Korku arttıkça sosyal etkileşim azalmaktadır. Korkuyu artıran madde ACTH dır. Korku eğer hastalık derecesine ulaşmışsa benzodiazepinlerle tedavi edilmelidir. Ya da psikoterapi uygulanmalıdır.
6. Stresin mide ülseri oluşturucu etkisinin stresin kendisi tarafından oluşturulmadığı, psikolojik bir değişken olan beklenti tarafından belirlendiği hayvan deneylerinde gösterilmiştir. Stres uyaranı olan elektrik şokunun ne zaman verileceğini kestirebilen hayvanlarda mide ülseri oluşmadığı halde, şokun ne zaman verileceğini kestiremeyen hayvanlarda yaygın mide ülseri oluştuğu izlenmiştir.
7. Üstesinden gelinemeyen stres beyin kimyasında değişiklikler oluşturarak depresyona neden olmaktadır.Depresyon beyin kimyasındaki bozukluğu daha da artırmakta ve bunun sonucu olarak depresyon daha da artarak, intihara kadar varan davranış bozuklukları oluşmaktadır. Bu gibi durumlarda psikoterapi ve ilaç tedavisi ile depresyonun beyin kimyasını düzelterek tedavi edilmesi gerekmektedir. Spor, özellikle yüzme ve koş-yürü şeklindeki aktiviteler, stresin tüm olumsuz etkilerini önlemekte hatta tedavi etmektedir.
8. Sosyal uyuşmazlık ve ihtilaflı durumlar gibi sosyal stresler, mide ülserine neden olduğu gibi böbrek üstü bezlerinde hipertrofi ( büyüme ) oluşturmaktadır. Sosyal çevre ile ilgili olan streslerde adrenal ( böbrek üstü bezi ) hipertrofi hemen hemen bir kuraldır. Buna paralel olarak mide ve özefagus ( yemek borusu ) ülserleri de oluşmaktadır. Ancak ülser insidansının, her gün 1 saatlik stressiz bir yemek periyodundan sonra önemli dercede azalma gösterdiği bulunmuştur. Burada sosyal stresin süresi önemli olmakta, bu stresin olumsuz etkilerinden korunmak için, stressiz bir yemek arası gibi dinlenme periyodunun kısa da olsa gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır.
9. Yüzyılımızda, koroner kalp hastalığına yatkınlık ve insidansının artışını gene yüzyılımızın özelliklerine bağlı olarak ortaya çıkmış olan streslerle açıklamak mümkündür. Devamlı stres altında bulunan A tipi davranış şekli kalıtsal olmakla birlikte, bu davranış şekli eğitim yolu ile değiştirilebilir. A tipi insanlarda mevcut olan koroner kalp hastalıklarına yakalanma riski, yaş, kan basıncı, kolesterol ve sigara gibi risk faktörlerine göre daha önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle " yavaşça acele et " latin atasözüne uygun davranmayı öğrenmek gerekir. Az miktarda alkol koroner riskini azaltıcı olarak faydalı olabilmektedir.