Ana Sayfa
Hastalıklar
Bölümler
Hastaneler
Tıbbi Cihazlar
Tüp Bebek
Gastrit
Diş Beyazlatma
Solaryum
LASIK
Diyet - Zayıflama

Paramedikal
• Kaç Kalori
• Hangman (Oyun)
• Yaşama Dair
• Hipokrat Andı
• Das Wunder
• TIP 2000 Wallpaper
• Mesajlar - Anılar
 
• Ana Sayfa
• TIP 2000 Premium
• Giriş sayfam yap



ALZHEİMER ' DE HASTA YAKINLARI - 2

Hasta eşi ya da hastayla birlikte yaşayan yakın, hastalıkla birlikte, giderek artan bir YALNIZLIK duygusu yaşar. Bu hem, bu hastalığın bir tek kendi yakınının başına geldiği duygusuyla, hem de hastalık ilerledikçe ona destek olan 'can yoldaşı'nın yitirilmesiyle ilgilidir.

Özellikle hastalığın ilk evrelerinde hasta hala kayıplarını göreli olarak gizleyebiliyor, telafi edebiliyorken yaşanan bir başka duygu İNKAR' dır. Hem hasta hem de yakınları böyle bir şeyin olmadığına, yakınmaların geçici olduğuna inanmaya hazırdırlar. Ancak hastalığın ilerlemesi ile yakınmalar inkar edilemeyecek düzeye gelir.

Hasta yakınlarının hastayla geçmişteki ilişkileri yaşayabilecekleri sorunlarda oldukça belirleyicidir. Kişi geçmişte hasta ile sevgi dolu, iyi bir ilişki yaşamışsa, hastalıkta daha çok kayıp duygusu yaşayacaktır. Ancak geçmiş ilişkinin çatışmalı olduğu durumlarda başedilmesi daha zor, çelişik duygular yaşanacaktır. Bazı aileler hastalıktan utanabilir ve çevrelerinden saklamaya çalışabilirler, bu duygu daha çok kendileri için değil, hastalık öncesinde, toplumda saygın bir yer edinmiş, üretebilen, takdir edilen hastanın kendisi içindir. Toplumda Demans'ın iyi bilinmemesi, ruhsal hastalıklarla karıştırılması ya da "Bunama"nın bir hastalık olarak değerlendirilmiyor olması UTANÇ duygularının ortaya çıkmasına etkendir.

Bazı aileler ya da aile bireyleri hastalığı bir CEZA olarak görebilirler.

Hastaya bakım bazen bir tek kişiye yüklenir. Bu kişi genellikle roller ya da koşullar gereği kendiliğinden, bazen de istemi dışında zorunluluklar nedeniyle hasta bakımını üstlenir. Diğer aile bireyleri uzakta olabilir, hastaya ayıracak zamanları ya da finans kaynakları olmayabilir vb. Bakım tek kişiye yüklenmese bile hastalığın orta ve ileri evrelerinde hasta kendisine bakan kişilerden özellikle BİRİNE bağlanır ve o kişinin yanından ayrılmak istemez. Her iki durumda da hastaya bakan kişi oldukça zorlu bir görevle baş etmek durumundadır. Hemen bütün zamanını ve enerjisini hastaya harcar, başlangıçta bu (sevgiyle ya da gereklilikler nedeniyle) göreli olarak kolaydır. Ama aylar yıllar geçtikçe bakımı üstlenen kişi için gerekli önlemler alınmaz, gerekli destekler sağlanmazsa tüketici bir sürece dönüşür, ve kişide ağır bir depresyona yol açabilir.

Hastaya bakan kişi öncelikle (diğer aile üyelerinin de kısmen yaşadığı) ROLLERİN DEĞİŞİMİ ile başetmek zorundadır. Sizi koruyup kollayan, 'arkanızda' olan babanızın ya da eşinizin, size her durumda şefkat gösteren, annenizin ya da eşinizin, giderek bu rollerinden uzaklaştıklarını ve hatta giderek size bağımlı, bakıma muhtaç duruma geldiklerini düşünün. Bu psikolojik olarak başedilmesi son derece güç bir durumdur. Buna bir de pratik zorluklar eklendiğinde durum daha da zorlaşır. Hasta olan 'eş'inizin yerine getirdiği bütün işler(erkekse daha çok evin finansal yönetimi, fatura ödemeleri, yatırımlar, evin tamirat vb. işleri, kadınsa ev işleri, yemek, misafir ağırlama vb. işler), yavaş yavaş onun tarafından yerine getirilememekte ve bu işlerin diğer aile üyelerince paylaşılması gerekmektedir. Hastaya bakan TEK kişinin en sık yaşadığı duygulardan biri de bazı şeyleri (özellikle zorlukları) hastanın KENDİSİNE ÖZELLİKLE YAPTIĞI duygusudur. Çok sık rastladığımız bu durum, hastanın hala korunmakta olan sezgisel yönleriyle, kendi eksiklerini 'diğerlerinden' gizleme isteğinden kaynaklanıyor olabilir. Hasta yakınlarına şunları anlatmak önemlidir; hasta hiçbir şeyi 'KASITLI' olarak yapmamaktadır, tüm sorunlar hasarlanan beyinden kaynaklanmakta, hasta yaptıklarını veya yapamadıklarını denetleyememektedir.

Hastaya bakımda bir diğer sorun aile içi çatışmalardır. Bir eş ya da çocuk ya da bizim toplumumuzda sıklıkla gelin bakımı tümüyle ya da büyük bölümüyle üstlenirken, çocuklar, diğer kardeşler, ya da diğer gelinler bakımdan uzak kalabilirler ve bu hastaya bakan kişide fazladan yük oluşturabilir. Anne/babaya çocukların ya da diğer kardeşlerin/gelinlerin bakmaması dışında, onların hastaya davranış biçimi, hastayla ilgili yapılacaklar(huzurevine gönderme vb.) konusundaki farklı düşünceleri aile içi çatışmalara neden olabilir. Son olarak da hasta yakınları KAYIP duygusuyla başetmek durumundadırlar. Önceleri hastanın rolünün ve bildik tanıdık kişiliğinin kaybı ve hastalık ilerledikten sonra da hastanın vefatı. Uzun yıllar hastaya baktıktan sonra hastanın ölümü kişilerde çelişik duyguların yaşanmasına yol açar. Bir yandan, bu ağır yükün artık olmaması bir rahatlamaya neden olurken, bir yandan böyle hissedildiği için suçluluk duyulabilir. Hasta yakını öylesine tüm zamanını hasta bakımına vermiştir ki, kendini bir boşlukta hissedebilir. Ve tabii her şeye rağmen sevilen birinin kaybı, keder ve matem duygularını yaşatır.

Devam



  Arkadaşıma Mesajl@...
• Bu sayfayı ilgisini çekeceğini düşündüğünüz bir arkadaşınızın okumasını istermisiniz? Mesajlamak için klikleyiniz.


Hizmetlerimiz | Bizimle Çalışmak İster misiniz? | webmaster@tip2000.com