Mesajlar - Anılar
İsim:
SEVGİ
Tarih:
26.05.2000
Olay: çalışmaya ilk
başladığım anda kendimi çok yetersiz buluyordum fakat Çankaya
Hastanesi çalışanları bu yetersizliğimi tamamlamamda çok
yardımcı oluyorlar onlara çok teşekkürler hepsinin yeri ayrı
(şu anda tanıyabildiğim arkadaşlar için geçerli........)
herşey çok güzel
İsim:
HEMŞ.SEVGİ
Tarih: 26.05.2000
Olay: 99 yılında mezun oldum hemşirelik meleğimi
çok seviyorum inşallah bu mesleği fazlasıyla daha iyi yaparım
İsim:
Nuray
Tarih: 26.05.2000
Olay: Tıp öğrencisiyim. Tüm arkadaşlarıma zor günlerimde
beni destekledikleri için teşekkür ederim. Özellikle
birine...Belki bir gün okur!
İsim: FİLİZ
AKÇAY
Tarih: 25.05.2000
Olay: Ben ambulanslarda çalışan bir doktor olarak
gerek vatandaşlarımızda, gerekse trafik polislerinde olan
yanlış bir kanıyı dile getirmek istiyorum.bize sürekli vaka
yokken siren çaldığımız konusunda şikayet gelir .şunu
belirtmeliyim ki hastaya giderken siren çalınması önemlidir
.hastaya ulaşdıktan sonra zaten gerekli medikal tedavisi düzenlenir,
stabilize edildikten sonra hastaneye götürülür.bizim sireni
çok sevdiğimiz,gerekli gereksiz her yerde açtığımız gibi
yanlış bir kanı yerleşmiştir.fakat vatandaşların yanından
geçerken birkaç saniye duydukları sesi bizim bütün gün
dinlediğimiz, başımızın ağrıdığı ve kulağımıza
verdiği zararları biran önce hastaya yetişmek için gözardı
ettiğimiz bence dikkate alınmalıdır.
Bu arada
bir ambulans gördüklerinde sürücüler lütfen arkamıza takılmak
için uğraşmasalar ve bizi yakın takip etmesinler aracımız
büyük olduğundan önümüzü göremeyip kaza yapıyorlar.
İsim: selman
sahlan
Tarih: 24.05.2000
Olay: Üniversite Hastanelerinin eğitim yapılır
bir duruma getirilebilmesini sağlayacak bir kuruluş yok
mudur?.Kıymetli hocalarımız muayenehane hekimliğinden
kurtulup eğitimci hekim olmalılar. Bu gidişle ülkemiz cahil
doktorlar enflasyonuna uğrayacaktır.Saygılar.
İsim: saime
Tarih: 24.05.2000
Olay: Ben Türkiye gibi bir ülkede (geri kalmişlığını
asla içime sindiremediğim) insan sağlığının bu kadar önemsiz
görülmesine karşı tepkilerimi dile getirmek istiyorum. İnsanın
tüm organlarının önemi tartışılamaz ama bence gözün ayrı
bir önemi var. Sayın doktorlar her zaman en az yılda bir gözlerimizi
kontrol ettirmemizi tavsiye ederler.Göz doktorlarının yazdıkları
reçeteler birbirini tutmaz bariz farklılıklar vardır.Ama
onlar reçetelerini yazar hastayı başlarından
savarlar.aradaki farklar onlar için önemsizdir. Gelelim
optikçilere çoğunluğu yenilikleri deneme yanılma yoluyla öğrendiklerinden
eminim .Bir de sanki kendileri pek biliyormuş gibi işlemleri
yanlarındaki çıraklara yaptırırlar. Bir ay boyunca denediğiniz
gözlüğe hala alışırsınız derler. Neden hatalı gözlüğe
alışman gerektiğini ancak kendi kendine sorabilirsin. Çünkü
300-400 milyon para saydığın hatalı gözlük tüm şikayetine
diretmene karşın sende kalır.Herşeyi göze alır tüketici köşelerini
arar bulursun. Kaymakamlık senin şikayetini Ankara'ya gönderir
1-1,5 ay sonra haber gelir. Bu işe optikçi başka biri (kendi
cemiyet başkanları ) karar verir.Tabi gözlükte pek önemsiz
bir kusur çıkar.gözlüğü yine kullanamazsın,ama kimin
umurunda. Parana mı yanarsın,gözlerinin daha fazla bozulmasına
mı? Farelere ne gerek işte bir yığın deney insanları ,dene
dene öğren.Eğitim okulda değil,yaparak yaşayarak öğrenilirmiş
.Türk halkı bunun için biçilmiş kaftan.
İsim: Dr.Yalçın
TAŞAN
Tarih: 22/05/2000
Olay: Yurt dışında parayla alınan uzmanlık gibi
bir rezaletten sonra,benzeri bir uygulama da ülkemizde
uygulanacakmış ! Tabipler odasının karşı çıkışına
destek olalım...
İsim: Zafer
Türkaslan
Tarih: 21/05/2000
Olay: sağlık personeli verimli çalışması için
maddi manevi ve son teknolojiyi yakalaması için bakanlğın,
send., devletin hala bir çalışma neden yapılmıyor sizinde
desteğinizi bekliyoruz. sağlık reformun T.B.M.M'de konunun en
kısa zamanda gündeme getirilmesi dileğiyle... Sağlık
Personelin görev dağılımının eşit bir şekilde yapılması
görev dışı işlerin yapılmaması siyasetin sağlık işlerinde
kullanılmamasını istiyoruz saygılar.......
İsim: Dr
Fikret aksoy
Tarih: 21/05/2000
Olay: Ben ssk doktoruyum, hergün 100 hasta bakıyor
yada 5-6 ameliyat yapıyorum hemde kışın soğuk yazın klimasız
ameliyathanede aldığım maaş ev kiramın yarısı sonuçta ücret
olarak hiç hemde hiç mutlu değilim fakat insanları sağlığına
kavuştrmak, onları mutlu görmek benim en büyük mutluluğum
fiziki yetersizlikler, personel yetersizliği teknolojik
yetersizlikler
bizim özverimize gölge düşürmekte ve fatura malesef biz
doktorlara çıkmakta. sistem hem doktora hem hastaya eziyet için
yaratılmış sanki. Mesela bir hasta fıtığı var size
muayene olacak, sabah sıraya girip muayene olabilmek için
numara alıyor, sırası geliyor 90. diyelim dr perişan
sabahtan beri ayağı kokan 1 aydır yıkanmıyan okuma bilen
bilmeyen tam 90 kişi ile ilgilenmişsin ee soyle bakalım neyin
var fitik dr bey ağrı yapıyor nekadar zamandır var 5-6
seneden beri ama o zaman sigortam yoktu şimdi oğlumun üstüne
yaptırdım. güzel kısa bir muayene cevap ameliyat olmanız
lazım. randevu verelim 6 ay sonra gel. dr ben 6 ay sonra... (mesajınızın
devamı maalesef gelmemiştir. --TIP2000---)
İsim: mahmut
Tarih: 20.05.2000
Olay: merhaba bu sayfalarda aramadığımı buldum ve
size cok ama cok tesekkur ederim hoşşcakalın kendinize iyi
bakın ne olur kalın sacılıkla mahmut
İsim: necip
Tarih: 20.05.2000
Olay: merhaba bu sayfaları açtığınız için size
cok teşekkür ederim ve sizi hep bağlanarak mesajımı
herzaman bırakacağım size tek bir kelimeyle iyi akşamlar
diliyorum hoşçakalın
İsim: YEŞİM
Tarih: 17/05/00
Olay: Öncelikle bütün doktorlara selamlar:Bir gün
bir arkadaşımı göğüsündeki kist sebebiyle ameliyat için
SSK hastanesine götürmüştüm orada sıra bize gelmesini
beklerken yanımıza oturan yaşlı bir teyze ve sakat
sandalyesinde mide ağrısı çeken hasta kızı ilgimi çekti
canımda sıkılmıştı beklemekten başladık teyzeyle
muhabbete, muhabbet öyle derinleşmiştiki zaman nasıl geçiyor
haberimiz yoktu bize zamanı hatırlatan teyzenin hasta kızının
inlemesi oldu ne oldu canım neyin var diye sordum kendisine kız
yüzündeki acı tebessümle midem arıyor abla dedi bende ona
moral verebilmek için üzülme canım geçer dedim birkaç soru
sordum moral vermek amaçlı, en önemli sorum ise senin başka
kardeşlerin varmı sorusu oldu kızın bana verdiği cevap ise
şöyle: Evet var ama onlar benim gibi sakat değil oldu. Bende
kıza sende sakat değilsinki dedim o senin fiziksel görünüşün
öyle değil mi dedim her insanın bir fiziksel görünüşü
vardır dedim : Kız ama yürüyemiyorum dedi herkes benimle
dalga geçiyor sen sakatsın diye dedi: Bense kıza (mesajınızın
devamı maalesef gelmemiştir. --TIP2000---)
İsim:
EBRU YILMAZ
Tarih:
5 Mayıs 2000
Olay: Ben 16 yaşındayım
ve canımdan çok sevdiğim babamın başından geçen üzücü
ve bir o kadar da etkileyici bir olayı yazmak istiyorum. Amacım
sadece yazmak değil, artık insan hayatının ne kadar önemsiz
olduğunu dile getirmek istedim: Babam, 2 yıl önce yine her
zaman olduğu gibi iş seyahatine çıkmıştı, Antalya'ya
gidiyordu.Yolda kendini kötü hissetmeye başlamış.
Terlemeyle birlikte göğsünde büyük bir ağrı varmış,
hayatı boyunca hiç yaşamadığı! Nazilli'ye kadar böyle
gitmiş ve artık dayanamıyacağını anlayıp NAZİLLİ DEVLET
HASTANESİ'ne gitmiş. Göğsünde büyük bir yük olduğunu,
çenesinin büyük bir kuvvetle çekildiğini, midesinin bulandığını
söylemiş. Doktorlar hemen kalp grafiğini çekmişler ve yoğun
bakıma yatırmışlar , yaklaşık babam 5 saat orada yatmış,
kendine geldiğinde önemli hiçbir şeyinin olmadığını söyleyip
bırakmışlar. Ama babam hala çok kötüymüş, kendi
deyimiyle GÖĞSÜNDEKİ TIR HİÇ KALKMAMIŞ. Babam yola devam
edemiyeceğini anlayıp eve, yani İzmir'e dönmeye karar vermiş
ve kendini sıka sıka eve gelmiş. Babamı karşımda görünce
şok olmuştum. Çünkü karşımda sanki babamın 10 yıl
sonraki hali duruyordu. Yüzü
sapsarıydı,ayakta duramıyordu..."Kazamı geçirdin"diye
sorduğumuzdaysa, sadece" çok kötüyüm,sonra anlatırım"
diyebilmişti ve kendini hemen en yakın odaya atıvermişti...
Sonrası resmen film gibiydi: kimya doçenti olan amcam gelmiş
ve babamın kalp grafiğine bakarak "ABİM KALP KRİZİ GEÇİRİYOR"
demişti. Sonra hemen hastaneye yatırıldı. Artık yapılabilecek
birşeyin olmadığı KALBE GİDEN HÜCRELERİN ÖLDÜĞÜ TESPİT
EDİLDİ. Eğer NAZİLLİ'deki hipokrat yemini edip,
mesleklerini tam anlamıyla yapmaya and içen doktorlar! babamın
kalp krizi geçirdiğini anlayıpta 6 saat içinde yapılması
gereken ve hücrelerin ölmesini engelleyen iğne yapsalardı,
şu an babamın tedavisi tam anlamıyla yapılıyor olucaktı.
Ne yazıkki babamın şu an 5 damarı tıkalı ve doktorlar kalp
yetmezliğini neden göstererek ne by-pass yapabiliyorlar ne de
başka bir şey, sadece ilaç tedavisi. Yani babam avuç dolusu
ilaçlarla yaşamını sürdürüyor... BEN bu acı anıyı
sizlere aktardım çünkü artık birşeylerin farkına varılmalı,
insan hayatı bu kadar ucuz olmamalı...
Bu arada bu acı olay bana yol gösterdi ve
kendi kendime, sırf toplumumuzu bu cehalet içinde kıvranan
bazı doktorlardan kurtarmak için ve biricik babamın eski yaşamına
dönmesi için, söz verdim, hayattaki tek hedefim tıp okuyup
kardiyolog olmak... Bu konu hakkındaki görüşlerinizi
belirtmek için e-mail adresim: yebcin@yahoo.com
 |
|
Bu sayfalarda yazılanlar, değiştirilmeden gönderen kişilerin adı ile yayınlanmaktadır. Amacımız hiç bir kişi ve kuruluşu olumlu ya da olumsuz reklam etmek değildir.
Bazen bir tebessüm, olumlu bir duygu ya da bir kızgınlığı yaşadınızsa, anılarınızı bu sayfalara yansıtarak; hasta, doktor ve hastane üçgeni içerisinde daha iyiyi ve doğruyu bulma yönünde katkı olabilir düşüncesi ile bu sayfalar oluşturuldu.